. .
12.11.2019

  Son haberler

no news in this list.


07.12.2018 22:30


Azak Denizi krizi… Emperyalistler arası nüfuz kavgası şiddetleniyor!

Karadeniz ve Kafkaslar bölgesi stratejik konumu, zengin enerji kaynakları, hem Rusya hem ABD-AB açısından taşıdığı önemden dolayı yeni krizlere ya da çatışmalara gebe bir bölgedir. Bu ise, emperyalist güç odakları arasında cereyan eden nüfuz alanlarını genişletme kavgasının, halkların geleceği açısından yarattığı tehdidin büyümeye devam edeceğine işaret ediyor.

Emperyalist güçler arasında rekabet, nüfuz alanlarını ele geçirme kavgası, rakiplerin gelişimini baltalama, çeşitli provokasyonlar gerçekleştirme, ticaret savaşları, diplomatik savaşlar vb… Tüm bunlar emperyalistler arası çelişkilerin güncel plandaki yansımalarından başka şeyler değil. ABD ile Çin, ABD ile AB, ABD ile Rusya, Çin ile Japonya, Rusya ile AB arasında yaşanan gerilimler, kapitalizmin bu yapısal çelişkisinin şiddetlenmekte olduğuna işaret ediyor.

Azak Denizi’nde Rusya ile Ukrayna arasında patlak veren kriz, gerilimin arttığının yeni bir kanıtı oldu ve bu, batılı emperyalistlerin Rusya’yı kuşatma ısrarının devam ettiğini gösterdi. Kışkırtmanın Ukrayna kullanılarak gerçekleştirilmesi, olayın emperyalist güç merkezleri arasındaki çelişkinin bir tezahürü olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kriz, bu güçler arasındaki çelişkinin şiddetlenme eğiliminde olduğunu yeniden gösterdi.

Rusya, çok kutuplu yeni dünya düzeninin ağırlık merkezlerinden biri olduğunu ABD-AB emperyalistlerine kabul ettirmek için kararlı adımlarla ilerlerken, karşı cephesi ise Rusya’yı ‘yumuşak karnı’ndan vurmak için Ukrayna’yı, Baltık cumhuriyetlerini, Gürcistan’ı ve diğer aparatlarını kullanıyor.

***

Rusya ile çatışmada ‘koçbaşı’ rolünü üstlenen batı kuklası Kiev rejiminin ahmaklığının bedelini, Ukrayna halkları ödüyor. Bu kepazelik yeni de değil. Adına “renkli devrim” denen CIA organizasyonlarıyla başlayan bu uğursuz süreç, 2014’te faşist çetelerin ortalığı yakıp yıktığı olaylar zinciriyle devam etti. Azak Denizi krizi, Petro Poroşenko rejiminin ahmaklığa devam ettiğini, daha da ileri giderek ülkeyi savaş aygıtı NATO’nun üssü haline getirmek için adeta çırpındığını gözler önüne serdi.

Savaş tehlikesini arttıran Petro Poroşenko rejiminin ahmaklığının bir nedeni yaklaşan seçimlerde yaşayacağı hezimeti önleme hesapları olsa da bu çapta bir olayın batılı emperyalistlerden bağımsız gelişmesi mümkün değil. NATO’yu Karadeniz ve Ukrayna’da yığınak yapmaya çağıran Poroşenko, efendilerinin duymak istediği çağrıları yineleyip duruyor.

***

ABD-NATO kaynaklı girişimlere sert yanıtlar veren Rusya, “yumuşak karnına” vurulan ya da vurulmak istenen darbelere, sert bir şekilde karşılık veriyor. Çatıştığı güçler doğrudan ABD veya AB değil de onların kuklaları olunca, Rusya’nın sert karşılık vermesi zor olmuyor.

2003’te CIA darbesiyle Gürcistan’da işbaşına getirilen Mihail Saakaşvili, ABD-NATO kuklası sıfatıyla Ağustos 2008’de Osetya’ya saldırdığında Rusya’dan ummadığı sertlikte bir karşılık almıştı. Batılı emperyalistlere yaslanarak işgüzarlık yapan Saakaşvili, Rusya’nın saldırısıyla Ukrayna ordusunun dağılmasına vesile oldu. Abhazya ve Osetya Rusya tarafından ilhak edildi.

2014 yılında Ukrayna’da faşist çeteleri sokaklara salan batılı emperyalistler, Rusya ile iyi ilişkiler kuran Yanukoviç yönetimini devirdiler. Bu saldırıyı Kırım’ı ilhak ederek yanıtlayan Rusya, ABD ile kuyrukçularına, Kafkaslarda oyun çevirmenin bir bedeli olduğunu gösterdi. Kerç boğazı geçişi konusunda Ukrayna’nın giriştiği son hamle de sert bir karşılık buldu. Kiev’deki kukla rejim bir kez daha utanç verici bir duruma düştü, Rusya Kırım’a yeni S-400 füze savunma sistemleri yerleştirerek, konumunu daha da güçlendirdi.

Rezil olan Petro Poroşenko, “Rusya tehdidini” gerekçe göstererek gerilimi tırmandırmaya çalışıyor. Buna dayanarak ABD ile NATO’nun Ukrayna ve Karadeniz’e daha çok askeri yığınak yapmaları için çağrılar yapıp duruyor.

***

Azak Denizi krizinden sonra toplanan G20 zirvesindeki konulardan biri haliyle Rusya-Ukrayna gerilimi oldu. G20’nin hemen ardından ise NATO Dışişleri Bakanları toplantısı gerçekleştirildi. Bu toplantının temel gündemi ise, Gürcistan’la Ukrayna’nın “Rusya tehdidine karşı desteklenmesi” olarak ilan edildi. Belli ki, ABD ile NATO yaşanan krizin aşıldığı kanısında değiller.

Bu arada Almanya Cumhurbaşkanı Angela Merkel’le görüşen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, AB şefleriyle çözüm arayışı formülü karşılık bulmuş görünüyor. İki liderin Almanya, Rusya, Ukrayna ve Fransa arasında dörtlü görüşmeler yapılması konusunda uzlaştığı bildirildi. Dörtlü görüşmelerle sorunların çözülmesi kolay görünmüyor. Zira denklemin dışında bırakılan ABD ile NATO görüşmeleri sabote edebilirler. Yine de dörtlü görüşmeler gerçekleştirilirse, bu, krizin daha da tırmandırılmasını -en azından verili koşullarda- önleyebilir.

Her şeye rağmen Karadeniz ve Kafkaslar bölgesi stratejik konumu, zengin enerji kaynakları, hem Rusya hem ABD-AB açısından taşıdığı önemden dolayı yeni krizlere ya da çatışmalara gebe bir bölgedir. Bu ise, emperyalist güç odakları arasında cereyan eden nüfuz alanlarını genişletme kavgasının, halkların geleceği açısından yarattığı tehdidin büyümeye devam edeceğine işaret ediyor.