. .
04.03.2021

08.01.2021 16:53


Veysel yoldaşı sonsuzluğa uğurlarken…

Yıkıcı sonuçlarıyla tüm dünyayı saran korona günlerinde yitirdik Veysel yoldaşı. Pazartesi günü onu doğduğu topraklara doğru son yolculuğuna uğurladık...

Yıkıcı sonuçlarıyla tüm dünyayı saran korona günlerinde yitirdik Veysel yoldaşı.

Pazartesi günü onu doğduğu topraklara doğru son yolculuğuna uğurladık... Yoksullukla koyun koyuna yattığı, yollarında arkadaşlarıyla belki o coğrafyanın sorunlarını tartışarak yürüdüğü, işkencehanelerinden geçtiği, hapishanelerinde yattığı ve her şeye inat güzel günlere olan inancıyla mücadeleye atıldığı ülkesine... 

Onun kaybıyla, işçi sınıfı değerli bir evladını, devrimci mücadele uzun soluklu bir sıra neferini, partisi yıllardır saflarında mücadele eden bir yoldaşını daha kaybetti.

Bizler de emekçi kadın yoldaşları olarak beraber attığımız sloganlara karışan o sesi, pankartları beraber taşıdığımız o kolu, işçi sınıfının devrim mücadelesinde omuz omuzu yürüdüğümüz mücadele yoldaşımızı yitirmenin derin acı ve üzüntüsünü yaşıyoruz.

Veysel yoldaş yakalandığı Covid-19 nedeniyle hastalığı ağır geçirmesine rağmen hastaneye kabul edilmemiş, 10 gün evde bekletilmişti. Hastaneye kaldırıldığında ciğerleri artık o kadar yorulmuştu ki, bir daha düzelemedi. Hastanede gözlerini açtığı o kısa anda hayat arkadaşı için endişesini dile getirecek, “Eşim de hastaydı, o nasıl?” diye soracaktı sağlık emekçilerine…

Veysel yoldaş alçak gönüllü ve mütevaziydi. Öyle de yaşadı.

Onu hep dostça kucaklayan ve sıcacık saran gülümsemesiyle anımsayacağız...

Bir de türkülerde… Ne çok severdi türkü söylemeyi… Hele de o çok sevdiği eşiyle birlikte söylerken.

Bir de şiirlerle anımsayacağız onu… Ama ille de Nazım’la…

Çocuklarını devrimcileştirmek, mücadeleye katmak… Ne çok önemserdi bunu. Çocuklarını bir etkinliğin içinde gördüğünde mutluluktan adeta uçardı. Işıltılı gözlerle gülümseyerek bakardı çevresine…

İşçi sınıfının devrim mücadelesi onun en önemli sorunu olmuştu hep. Yurtdışı çalışmasının sorunları ve sınıf eksenli çalışma da…

Veysel yoldaşı, kültürel etkinliklerde ve ille de Frankfurt’ta düzenlenen Nazım Hikmet’i anma etkinliğindeki çabalarıyla, Berlin’de Rosaların yürüyüşünde, Frankfurt sokaklarındaki eylemlerde, Almanya’nın mücadele alanlarında ya elinde kızıl bayrağı ya bir ucundan tuttuğu pankartı taşırken, bir bildiri uzatırken mesela ya da slogan atarken anımsayacağız ve asla unutmayacağız!

***

Veysel Yoldaş’ı kaybettik. Acımız büyük.

Ama onu Covid-19 nedeniyle kaybetmemiz karşısında duyduğumuz öfke acımız kadar büyük.

Öfkemiz, İşçi sınıfına her gün daha fazla sömürü, kölelik ve sefalet koşulları dayatan, barbarlığıyla insanlığı ve doğayı yıkıma sürükleyen emperyalist kapitalist sisteme. Bu sistem, salgın nedeniyle hayatını kaybeden milyonlarca işçi ve emekçi gibi yoldaşımızın ölümünün de sorumlusudur.

Bilimsel yöntemlerle ve toplum sağlığını esas alan politikalarla önüne geçilebilecek olan salgın, kapitalist devletlerin sermaye odaklı politikaları nedeniyle bir yıldır önlenemiyor.

Salgın Çin’de baş gösterdiğinde Batılı emperyalistler, bilim insanlarının hiçbir uyarısını dikkate almamış, salgını emperyalist rekabetin bir aracı olarak kullanmak üzere seyretmekle yetinmişlerdi. Ta ki kendileri için tehdit oluşturana değin… Gecikerek aldıkları önlemler ise, insan hayatını ve toplum sağlığını korumaktan ziyade -her krizde olduğu gibi- sermayeyi kurtarmaya yönelikti. Kapitalizmin çarkının dönmesi için açılan paketlerle bankalara ve tekellere milyarlık yardımlar yapılırken, işçiler yeterli koruma önlemlerinin alınmadığı üretim alanlarına gönderilerek, salgınla burun buruna çalıştırıldılar. Bu koşullarda salgın hızla yayıldı ve on binlerce işçi hayatını kaybetti.

Salgının da etkisiyle ağırlaşan ekonomik krizin faturası yine işçi sınıfı ve emekçilere çıkartılıyor. Sömürü artıyor, milyonlarca işçi işten çıkarılıyor, kazanılmış haklara saldırılar görülmemiş boyutlarda seyrediyor.

Salgının yıkıcı etkilerini en ağır şekilde yaşayan kesimlerin başında ise işçi ve emekçi kadınlar geliyor. Yedek işgücü olarak görülen, düşük ücretle, esnek ve güvencesiz işlerde çalıştırılan kadınlar salgın koşullarında işini kaybederek ev işi, çocuk ve hasta bakımını üstlenmek üzere eve dönmek zorunda kalıyorlar. Salgın süresinde kadın cinayetleri, şiddet, çocuk istismarları katbekat arttı.

Salgın ile azgınca sömürü ve kölelik koşullarının, işsizliğin, açlık ve yoksulluğun, kadına karşı şiddetin, kadın cinayetlerinin, çocuk istismarlarının katlanarak arttığı bu süreçte, mücadeleyi büyütmek için kadın işçi ve emekçiler arasında örgütlenme çabalarımızı büyütecek, Veysel yoldaşın taşıdığı mücadele bayrağını daha da yükseklere taşıyacağız!

Sorunların kaynağı olan emperyalist-kapitalist sisteme karşı, tüm insanlığın eşit, özgür yaşadığı, üzerinde yaşanılabilir bir doğa, sağlıklı bir toplum ve sınırsız bir dünya için verdiğimiz mücadelemizi sürdüreceğiz!

Veysel yoldaşın anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.

Veysel yoldaş ölümsüzdür!

Devrimciler ölmez, devrim davası yenilmez!

Almanya’dan emekçi kadın yoldaşları

kaynak: Kızıl Bayrak