. .
31.05.2020

21.02.2020 07:50


Faşizme karşı işçilerin birliği, halkların kardeşliği!

19 Şubat Çarşamba günü, Almanya’nın Hessen eyaletine bağlı Hanau kentinde düzenlenen silahlı saldırıda 9 kişi hayatını kaybederken 5 kişi de yaralandı. Katliamda hayatını kaybedenlerin tamamı genç ve göçmen kökenli insanlardır. Katliamı yapanın 43 yaşındaki bir ırkçı-faşist olduğu kesinleşmiştir. Olaydan sonra katilin oturduğu evde 72 yaşındaki annesiyle birlikte ölü olarak bulunduğu açıklanmıştır.

Bu vahim katliam ne tesadüf ve ne de münferit bir olaydır. Katilin psikolojisiyle ilgili yapılan spekülasyonlar olayın ırkçı ve yabancı düşmanı niteliğini örtmeye hizmet etmektedir. Söz konusu ırkçının katliamı yapmadan önce yayınladığı video ve tekstler bunu ayrıca kanıtlamaktadır.

Hanau katliamı özellikle son yıllarda gittikçe tırmanan ırkçı-faşist zihniyetin ve örgütlemenin ürünüdür. Faşistler toplumsal yaşamın her alanında gittikçe daha görünür, daha pervasız ve daha tehlikeli bir konuma doğru gidiyorlar. Sendikalarda ve mahallerde özel olarak örgütleniyorlar. Bazı mahallerde polis gibi devriye gezerek insanları tehdit ediyor veya saldırıyorlar.

Bunun sorumlusu ise mevcut düzen ile onun sahiplerinden başkası değildir. Faşist düşünce ve eylemler kapitalizmin düzlediği zeminde gelişmektedir. Bu zemin gün geçtikçe artan işsizlik, yoksulluk üretmektedir ve gelecek perspektifinden yoksunluk demektir. Toplumdaki sosyal ve ekonomik bozulmanın sebebi olanlar, bundan “yabancıları veya göçmenleri” sorumlu tutan politikalar izliyorlar. Sistematik propaganda ve yayınlarla yabancılar bu ülkede günah keçisi durumuna getirilmektedir. Özellikle sağcı partiler ırkçı-yabancı düşmanı argümanlar aracılığıyla oylarını arttırmaya çalışıyorlar.

Burjuva politikacıların yaptıkları açıklamalar samimiyetten yoksun ve ikiyüzlücedir. Döktükleri yaşlar timsah gözyaşlarıdır. Zira faşist zihniyete, eylemlere ve örgütlenmeye ses çıkarmayanlarla katliamı kınayanlar aynı kişilerdir. NSU davasında devletin rolünü gizleyenler bunlardır. “Fikir özgürlüğü” kisvesiyle Neonazileri binlerce polis korumasında yürütenler, yıllarca NPD’yi yaşatanlar da bunlardır. Daha yakın zamanda Tühringen’de faşist AfD ile ortaklık yapanlar da Almanya politikasına yön verenlerdir. Hatta Frankfurt’ta polisin içinde çıkan bir Neonazi çetesi bile çok ciddi bir soruşturmaya konu edilmedi. Faşistlere karşı mücadele ettiğini söyleyenler faşist tanımı yapmaktan bile kaçınıyorlar. Onun yerine “aşırı sağ” demeyi tercih ediyorlar ve onu da “aşırı sol”la aynılaştırarak, gerçekte faşizme karşı mücadele edenleri etkisizleştirmek istiyorlar. O yüzdendir ki, Hanau katliamının gerçek sorumlusu tetiği çeken katil değil, onu ortaya çıkaran, besleyen ve büyütenlerdir.

Faşizm kapitalizmin ürünü bir ideolojidir. Geçmişte Hitler’i destekleyip iktidara getiren Alman tekelleri idi. Bugün de faşist hareketten medet uman ve onu açık ve gizli olarak destekleyen aynı tekellerin devletidir. Faşizm toplumsal dayanışmayı ve ortak mücadeleyi zehirleyen, emekçileri birbirine düşman eden, insanlık dışı bir ideolojidir. Derin bir kriz içinde olan kapitalizm bugün bu kirli silaha daha çok ihtiyaç duyuyor. Çünkü kapitalizmin sömürü, savaş, çevre kirliliği ve faşizmden başka insanlığa verecek hiçbir şeyi kalmamıştır.

Faşizme karşı en gerçek ve kalıcı mücadele sınıf mücadelesidir. Hangi ulusal kökenden olursa olsun, tüm emekçiler kardeştirler. Tümünün ortak düşmanı, onları birbirine düşüren ve sömüren kapitalist sistemdir. O yüzden tüm işçi ve emekçiler sınıfsal çıkarları için birlikte örgütlenmeli, faşizme karşı mücadeleyi kapitalizme karşı mücadele ile birleştirmelidirler. Çünkü faşizmin arkasında sermaye var.

- Faşizm bir düşünce değil, insanlık suçudur!

- Tüm faşist propaganda ve örgütlenmeler yasaklansın!

- Yabancılar yasası başta olmak üzere tüm ırkçı, ayrımcı ve ötekileştirici yasa ve uygulamalar kaldırılsın!

- Herkese insanca yaşayabileceği iş, ücret ve barınma koşulları sağlansın!

Bir-Kar

20 Şubat 2020