. .
21.08.2019

05.08.2019 21:51


Zeliha Recber yoldaş sonsuzluğa uğurlandı

1978 yılında daha 13 yaşındayken başladığı devrim ve sosyalizm yolculuğuna son anına kadar bağlı kalan, 27 Temmuz sabahı yitirdiğimiz Zeliha Recber yoldaş, Stuttgart Weilimdorf’da yapılan törenle sonsuzluğa uğurlandı.

2 Ağustos günü saat 10.00’da başlayan cenaze törenine yerli ve göçmen işçi ve emekçiler, örgüt ve partiler katılarak, işçi sınıfının devrimci evladını son yolculuğuna enternasyonalist bir ruhla uğurladılar. Değişik uluslardan komşularının yanı sıra, eski iş arkadaşları da sınıfın ve devrimin dirençli kadınını son yolculuğunda yalnız bırakmadılar. Salon ve mezarı başındaki değişik uluslardan katılımın ortaya çıkardığı çok renklilik, tam da onun devrimci yaşamı ve pratiğiyle, bir ülkenin ve ulusun sınırlarına sığmayan devrimci mücadeleyle geçmiş yaşamıyla örtüşüyordu.

Üç dilde söylenen Enternasyonal marşı eşliğinde, naaşının kızıl bayraklarla süslenmiş salona getirilmesiyle başlayan tören, saygı duruşuyla devam etti. Önce eşi Türkçe ve ardından kızı tarafından Almanca yapılan konuşmalarda, onun devrimci kişiliği ve yaşamı kısaca anlatıldı. Konuşmalarda Zeliha yoldaşın yüreğinin yaşamının son anlarında olduğu gibi yaşamı boyunca da sınıfın davası için çarptığını vurguladılar. Onun tek özleminin emeğin ve doğanın kapitalist barbarlığın talanından kurtarılması, özgürlüğün, barış ve dayanışmanın egemen olduğu bir dünyanın kurulması olduğunu dile getirdiler. Eşi, “39 yılı birlikte el ele omuz omuza yürüdük, zorlukları, umut ve umutsuzlukları birlikte yaşadık ve birbirimizden güç alarak bunları aşarak ilerledik. Giderken de beni, torunlarını bu davaya kazanmak gibi büyük ve onurlu bir sorumlulukla yükümlendirdi” diyerek, onun kendi sınıfsal davasına sarsılmaz bilimsel bir inançla bağlılığının altını çizdi.

“Sabır taşı olmaktan başka çaremiz yok”

Ardından ilk olarak partisi TKİP adına bir konuşma yapıldı. Zeliha yoldaşın yaşamını özetleyen konuşmada, onun halkçı devrimci akımlarla başlayan devrim yolculuğunun TKİP’yle kesişmesi aktarıldı ve şunlar dile getirildi:

“İbrahim Kaypakkaya’nın hayatı ve mücadelesini anlatan kitaplarla tanıştı. Bu, onun yaşamında bir dönüm noktasının başlangıcı oldu. Dönemin genç kuşağının mensuplarından biri olarak devrimci mücadelenin heyecan ve coşkusunu yaşıyordu. Halkçı devrimci akımlardan birinin saflarında siyasal yaşama ilk adımını attı.

EKİM’in Türkiye’nin burjuva sınıf iktidarının karşısına Türkiye işçi sınıfını etkin bir güç olarak çıkarmak doğrultusundaki ısrarı, sabrı, kararlılığı ve tutarlılığı, bilinçli bir işçi olarak onda yeni umutlar ve heyecanlar yarattı. Komünist hareketin geleneksel sol hareket içindeki benzersiz konumu, program-eylem bütünlüğü ve sınıf çalışmasında kat ettiği mesafe, Zeliha yoldaşın devrimci işçi kimliği üzerinde derin izler bıraktı. Devrimci bir fabrika işçisi olarak yolu sınıf devrimcileriyle kesişti ve devrimci sınıf partisinin bir sıra neferi olarak çalıştı.

Zeliha yoldaş, Türkiye’de fabrika eksenli bir sınıf çalışmasında kısa zamanda sonuç alınamayacağını kendi pratiği üzerinden de biliyordu. Komünistlerin bu alandaki tutarlılıklarına, sabır ve ısrarına sonsuz bir hayranlık ve saygı duyuyordu. ‘Sabır taşı olmaktan başka çaremiz yok’ diyerek, hem bu alandaki güçlüklere hem de her koşul altında şaşmaz bir şekilde fabrikalara yönelmekten ve sınıfı devrimcileştirmekten başka bir çıkış yolu olmadığına işaret ediyordu.”

Sonraki konuşma, sürmekte olan gençlik kampından törene katılmak için gelen genç yoldaşları adına yapıldı. Zeliha yoldaşı tüm dünyadaki sınıf mücadelesine ve gündemlerine ilgili bir işçi yoldaş olarak tanıdıklarını belirten genç yoldaşı, onun özlemini duyduğu dünya için mücadeleyi büyüteceklerini dile getirdi. Zeliha yoldaşın hastanedeki son günlerinde gençlik kampına gönderdiği videolu mesajda söylediklerine uygun hareket edeceklerine, daha güçlü bir gençlik örgütlenmesi sorumluğunu yerine getireceklerine söz verdi.

“İki ayrı ülke arasında köprüydü”

Zeliha yoldaşın törende çalınmasını isteği türkülerden biri olan Xezal türküsünün dinletilmesinden sonra, MLPD Baden Würtümberg eyalet yönetimi adına, J.Schefer bir konuşma yaptı. Konuşmada, onunla birlikte yürüttükleri mücadelelerden örnekler vererek, “O iki ayrı ülkede süren sınıf mücadelesinin enternasyonalist bir savaşçısı ve köprüsüydü” dedi. Z. Recber’in enternasyonalist devrimci işçi kimliğine vurgu yaptı. Schefer, Zeliha Recber’in ailesine ve yoldaşlarına başsağlığı dileyerek, böylesine yürekli bir devrimci kadını erken yitirmenin hüznünü paylaştı.

“Umutların avuçlarımızda, sevgin, dostluğun yüreğimize emanet”

Ardından AGİF ve SKB adına duygu yüklü bir konuşma yapıldı. “Tarifi zor duygularla baş başa olduğumuz bir gün ve bir anı daha yaşıyoruz” sözleriyle başlayan konuşmada, “Her şeyin farkında, her şeye hazır bir ruhla karşıladı bizi hasta yatağında. Vedalaştı geleniyle bir bir, gelemeyenleri sordu, selam yolladı. Güçlü iradesiyle son anlarında bile yaşamını direngen kıldı. … Doğduğu yeri de yaşadığı yeri de vatanı, yurdu bildi. İşçi sınıfının vatanı yoktur anlayışına bağlı olarak mücadele etti” denildi. Konuşma, “Umutlarını avuçlarımızda tutuyoruz sıkıca. Sevgin, dostluğun yüreğimize emanet. Güle güle, uğurlar olsun sevgili Zeliha…” sözleriyle noktalandı.

Zeliha yoldaşın belirlediği, Kazım Koyuncu’dan “Hoşça kal (İşte gidiyorum)” türküsünün dinletilmesinden sonra, Stuttgart Cumartesi Anneleri platformu adına da bir konuşma yapıldı. Almanca ve Türkçe olarak yapılan konuşmada, birlikte platformu kumalarının ve yürüttükleri mücadeleye vurgu yapıldı. Onu yitirmenin büyük hüznü ve üzüntüsü paylaşıldı. Onun hayatın her alanında sürdürdüğü kavgaya dikkat çekildi.

Konuşmaların tamamlanmasından sonra, omuzlar üzerine alına naaşı, Enternasyonal marşı eşliğinde mezara getirildi. MLPD’den yoldaşlarının söylediği marş eşliğinde naaşı sonsuzluğa uğurlandı.

Son olarak eşi, “O bize veda etmedi, hep sizinle birlikte olacağım dedi. Biz de ona veda etmiyor ve güle güle demiyoruz. Özlemini çektiği yeni bir dünyanın kurulması mücadelesinde onu yüreğimizde, yanımızda, kavga alanlarına taşıyarak, onun sevecenliğinden, direngenliğinden ve gülüşünden güç alarak dövüşeceğiz” diyerek, Zeliha Recber’in tüm dost ve yoldaşlarını 4 Ağustos Pazar günü, saat 14.00’te yapılacak olan anma etkinliğine katılmaya çağırdı.

Kızıl Bayrak / Stuttgart