. .
12.08.2022

15.11.2018 20:59


Yurtdışında merkezi parti gecesine çağrı

Marksizm’in 200. yılında emperyalist kapitalist barbarlığa karşı verebileceğimiz en anlamlı yanıt, işçi sınıfının mücadele sahnesine atılarak devrimcileşmesi, giderek kendi bilimine/ideolojisine, dolayısıyla tarihsel sorumluluğu olan sosyalizme sahip çıkması yolunda mesafe kat etmesi olacaktır.

İşçi sınıfı devrimcileri yurtdışında geleneksel parti gecesine hazırlık faaliyetlerini yoğun bir şekilde sürdürüyorlar. 24 Kasım’da, Almanya’nın Wuppertal kentinde yapılacak gece etkinliğinin temasını 200. doğum yıldönümü vesilesiyle Karl Marx ve Marksizm oluşturuyor. Etkinlik programında ağırlıklı olarak sınıf devrimcilerinin, özellikle de genç komünistlerin hazırladıkları kültürel-sanatsal ürünler yer alıyor. Bunların dışında da grubuyla birlikte Mikaîl Aslan sahne alacak. Tertip Komitesi’nin etkinliğe çağrı metnini yayınlıyoruz:

200. yılında Karl Marx ve Marksizm…

İşçi sınıfı bilimsel sosyalizmle kazanacak!

 

“Adı yüzyıllar boyu yaşayacak, eseri de!” (F. Engels)

Bilimsel sosyalizmin kurucusu ve işçi sınıfının büyük devrimci öğretmeni Karl Marx’ın (5 Mayıs 1818, Trier-Almanya) 200. doğum yıldönümü tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlandı. Biz işçi sınıfı devrimcileri ise bir bütün halinde 2018’i Marksizm’in 200. yılını kutlamanın vesilesi olarak ele aldık. Yurtdışındaki en önemli merkezi etkinliğimizi, Ekim Devrimi’nin yıldönümü ile TKİP’nin kuruluşunu kutlamak için her yıl düzenlediğimiz geleneksel parti gecesini de bu çerçevede bu sene 200. yıla adamış bulunuyoruz. Marx’la birlikte bilimsel sosyalizmi inşa etmiş yoldaşı Friedrich Engels’in Marx’ın mezarı başında dile getirdiği tartışmasız gerçeği gecemizin şiarı olarak seçmemiz bu nedenledir. 

İşçiler, emekçiler,

Engels’in 135 yıl önce, kuşkusuz mutlak bir inançla dile getirdiği bu öngörünün değeri günümüz dünyasında çok daha iyi anlaşılmaktadır. Bizzat kapitalizmin akıl hocaları ve ideologları, sistemin kendini tüketmesi üzerine Marx’ın haklı çıktığını itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Onu çağın en büyük düşünürü olarak kabulleniyor ve yine emperyalist kapitalist dünyanın uzun on yıllardır süregelen bunalımının her şiddetli atağında ister istemez onun analiz ve saptamalarını hatırlatıyorlar.

Neticede kapitalizmin, kendi ideologları tarafından bile savunulacak bir yanı kalmamıştır. Emperyalist kapitalist sistem çok yönlü bir kriz içindedir ve her yanından dökülmektedir. 1970’lerden bu yana ekonomik yapıda baş gösteren bunalım, dönem dönem yıkıcı nöbetler halini almakta, faturası her defasında sınıf ve emekçi kitleler ile mazlum halklara kesilmektedir. Kapitalist aşırı üretim bunalımı rekabeti ve pazar kavgasını kızıştırmakta, gelinen yerde tek merkezli emperyalist hegemonyanın sonunu da getirmiş bulunmaktadır. Emperyalistler arası gerilim ve kapışmanın yeni bir paylaşım savaşına evrilmesi ancak bölgesel savaşlarla; Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemen vb. ülkelerin harabeye çevrilmesi, halkların boğazlanması ve milyonlarca insanın yerinden yurdundan edilerek mülteciliğe itilmesi pahasına, o da şimdilik geçici olarak ötelenebilmektedir.

Bu arada militarizm alabildiğine yaygınlaşmakta, silahlanmaya devasa kaynaklar akıtılmakta, tüm bunlar için dünyamız acımasızca talan edilmekte, doğal kaynaklar adeta iliklerine dek kurutulmaktadır. Emperyalist dünya burjuvazisi bu koşullarda ayakta kalabilmek için insani yabancılaşmayı derinleştirmek, kültürel yozlaşma ve çürümeyi yaymak, baskı ve zor aygıtlarını tahkim etmek, kapitalist metropollerde dahi faşist yasalarla açık polis rejimlerinin önünü sonuna dek açmak, sınıf ve emekçi kitlelerin örgütlenme ve mücadele kanallarını daha tehlike arz etmiyorlarken tıkamak gibi tedbirlere başvurmaktadır. Keza düne kadar “demokrasinin ve sosyal adaletin timsali” sayılan Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığı ve ırkçılık körüklenmekte, faşist parti ve akımların yükselişi için dört başı mamur bir iklim oluşturulmaktadır.

İnsanlığa dayatılan bu çürümüş sistemin kan emici efendilerinin elinde bunlardan başka da yönetme yol, yöntem ve aracı kalmamıştır.

Kardeşler,

Dünya genelindeki bu tablonun kendine özgü ve daha beter bir örneği çok boyutlu bir kriz girdabında debelenen Türkiye’de yaşanıyor. Din istismarcısı AKP’nin karanlığı tüm ülkede istibdatla, yalanla, yolsuzlukla, yozlaştırıp çürüterek hükmünü sürdürüyor. Fakat tarihsel deneyimler ve toplumsal bilim yasaları çerçevesinden bakıldığında bunun ilelebet süremeyeceği görülecektir. Kaldı ki gerici-faşist zorbalık tarafından kurulan ablukaya, kitlelerin sıkıştırılmak istendiği korku cenderesine rağmen toplumsal mücadele dinamikleri teslim alınamamaktadır. İşçi sınıfı ve emekçilerin, gençliğin ve kadınların, Kürt halkının ve Alevi emekçilerin parçalı ve tekil de olsa hak arama ve direnişleri süreklilik arz etmektedir.

Bütün bu mücadele potansiyelini, işçi ve emekçi kitlelerdeki öfke birikimini bağımsız devrimci bir sınıf hareketi ekseninde birleştirmek, günümüz dünyasında da Türkiye’sinde de en yakıcı ihtiyaçtır. Marksizm’in 200. yılında emperyalist kapitalist barbarlığa karşı verebileceğimiz en anlamlı yanıt, işçi sınıfının mücadele sahnesine atılarak devrimcileşmesi, giderek kendi bilimine/ideolojisine, dolayısıyla tarihsel sorumluluğu olan sosyalizme sahip çıkması yolunda mesafe kat etmesi olacaktır. İşçi sınıfı devrimcileri olarak bulunduğumuz her alanda tüm güç, enerji ve olanaklarımızla bu uğurda mücadele yürütüyoruz.

Bu kavgaya omuz vermek üzere tüm işçi ve emekçileri, “Adı yüzyıllar boyu yaşayacak, eseri de!” şiarlı gecemize katılmaya çağırıyoruz.

Gece Tertip Komitesi